fatoş 的个人资料fatoş adlı kullanıcının ...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


4月6日

AŞK KONUŞUR DUYMASINI BİLENE

AŞK KONUŞUR DUYMASINI BİLENE

Bir Zaman Gelir..
Her Sey Unutulur..
Hic Yasanmamıs Gibi Durur Evler, Odalar, Zamanın Gerisinde..
Bizler İlerlemis Oluruz Cunku..

Nankörlüğümüzle..
Aşk'ın Kıyameti Budur Aslında.. Yaşanılanı
Hiçe Saymak ,
Unutmak, Vefa'dan Bi Haber olmak..
En Nihayetinde Nankör Olmak!
Aşk'a Kıyametleri Koparttırır .

Kimisi Aldığını Zannederken Verir, Karşısındakini
Yüceltir,
Kimisi Vermeyi Bile Bilmez
Aşkın Uç Noktalarını Görememiştir..
Hep İster..
Hep İsteyen, Görmeyen, Dinlemeyen..
Bu Alışverişte
Bir Hayalden Düş kırıklığından
Başka Hiç Birşey
Elde Edemez,
Hayal ettiği de Kendinindir Zaten... . Kendine Kalır..

Aşk Bir Danstır Aslında ;
Tarafların Uyumuyla Bir Şaheser Haline Gelir,
Bunun Yanında Komedramlar Yaşanacaktır Elbette..
Çılgınca Kendini Kaptıranlar,
Dans Etmesini Bilmeden
Kabugunda Duranlar
Maskaralar, Birbirinin Ayağına Değil , Üstüne BASANLAR
Elbette Vardır , Olacaktır.

Onemli Olan Kıymet Bilmektir..
Vefa Satılmaz Hic Bir Yerde..
Aşkın Kendine Özgü Bir Dili Vardır Bilirmisiniz?
Bilmeyenle Konuşmaz Zaten,
Ama Gel Görki Herkesin
Yüreğinden Nedenini
Bilmesede Bir
Hüzzam Şarkısı Geçmiştir..
Aşk Konuşur! Duymasını Bilene..

Yanınızdakinin, Yakınınızdakinin Kıymetini Bilin
Aşkı Küstürüp,
Ne Kendinize Eziyet Edin
Ne Karsınızdakine...
İnsan Oğlunu Ayakta Tutan
En Büyük Duygulardan Biri
Budur...
Aşk Yaralı dır Ve Neredeyse Çaresiz Hale gelmiştir.
Herkes Gercekten Daha Duyarlı Olabilir..
Ve Dikkat edin.......
Aşk Gezegeninde Kıyamet Her An Kopabilir...

Akşam yağıyor üzerime

Akşam yağıyor üzerime,

Akşam yağıyor üzerime, hissediyorum. İçimdeki bu yavaş yavaş çöken karanlık hissi bundan olsa gerek. Onu sessizce karşılıyorum bir köşe başında. İliklerime kadar akşam doluyorum. Bir kenarımda ay halesinin varlığını seziyorum hatta. Hatta yıldızlar parıldıyor her bucağımda. Gözümü alıyorlar. 'Ne aydınlık bir gece bu içimdeki' diyorum. Şaşırıyor muyum? Neden olmasın. Heyecanlanıyorum üstelik. Ellerim telaşlanıyor. Usulca köşe başından sokağa dönüyorum. Akşam yağıyor üzerime.

Bir apartman bahçesindeyim. Ağaçlar var. Renk yok. Her şeyin rengini ben veriyorum. Canlanıveriyor manzaram. Yaprakları bordoya boyuyorum, meyveleri laciverde. Otların kızıllığı gözümü alıyor rüzgarın her sağa sola savruluşunda. Bir çardağın altında bir oturak buluyorum. Çöküyorum. Renkler üzerime geliyor. Mavi, sarı, gri ve ve ve mor. Akşam yağıyor üzerime.

Yanıbaşımda kimsecikler yok. Yine de yalnız değilim. Hiç olmadım ki! Ne boşluktayım, ne boşluk var içimde. Cıvıldaşan yüreğimden yükseliyor ezgiler. Bir türkü tutturuyorum:

'Güzel seni çok özledim

Üç ay oldu yol gözlerim

Hakikattır bu sözlerim'

Akşam yağıyor üzerime.

Özlediğim bir parça çocukluğum, bir parça beyaz papatya, bir parça yoldan geçen arabacının çığırtkan ama yorgun sesi. Büyük değil isteklerim gibi özlemlerim de. Her şey boyumca, boyuma uygun. Ben de öyle! Belki sırf bu yüzden yüküme ses çıkarmadım. O da boyumca olsa gerekti. Akşam yağıyor üzerime.

Merdiveni olmayan bir evim oldu. Bir de merdiveni olan evlerim. Çok eve yerleştim, çok evden çektim gittim. Pencereleri açılmıyordu bazılarının, bazıları da bir türlü kapanmıyordu. Kapıları gıcırdayanlar vardı. Duvarları kağıtlı, duvarları boyalı, bir de halılı. Geçti gitti her biri. Yok yok ben geçtim gittim, onlar durdu. Bir sokaktayım. Akşam yağıyor üzerime.

Kazaklar üzerine yazacağım birgün bir masal. Renk renk kazaklar, renk renk masallar. Sazlı sözlü gardıroplara dizeceğim onları bir bir. Bir yanda kazaklar, bir yanda masallar. Boğazlılar, kollular, kısalar, yakasızlar... ilmek ilmek kazak öreceğim hatta, satır satır masal yazdığım gibi. Adım adım bu sokağı geçtiğim gibi. Akşam yağıyor üzerime.

Aradığım bir yer var belki. Bir yüz mü yoksa? Bir ev... bir bir anı mı ya da? Şu pastaneden pasta aldığım güne kaydı ayağım. Şu yokuştan tırmandığım güne... Şu fırında pişen ekmeklerin kokusunu aldığım güne... Pul biriktirirdim. Kartpostal ve peçete... bana gelen bütün mektupları saklardım. Günlüklerim artık raflar dolusuydu. Sinema biletleri bile benim için çok değerliydi. Defterleri çok severdim, eski olanları. Bir de kalemleri, rengarenk. Hızlı yürürdüm, savura savrula mıydı? Bana uçuyormuşum hissi gelirdi. Şiir yazardım, çok komik! Ben şiirden ne anlarım! Gülüyorum şimdi tüm sevdiklerime. Akşam yağıyor üzerime.

Karanlık tüm ihtişamıyla çöktü. Korkmalıyım. Sessizleşti yollar, boşaldı. Bir kedi miyavladı. Bir hışırtı duydum şu taraftan. Yürüyorum. Evlere çekilme zamanı belki. Işıklar yanıyor. Pencereler soluk aydınlıklar saçıyor yana yöne. Görüyorum. Gördükleri mi görebiliyor musunuz? Duyuyorum. Duyduklarımı duyabiliyor musunuz? Üşüyorum. Üşüdüğüm için üşüyor musunuz? Buradayım. Burada olduğumu biliyor musunuz? Hep vardım hayatınızda, içinde, en içinde hayatınızın. Farkında mısınız? Ağaçlar boylu boyunca eğiliyor. Akşam yağıyor üzerime.

Çok şey söyledim. Doğru... yanlış... bilerek... bilmeyerek... atarak... atmayarak... öfkeden kimi, sevgiden kimi, bilgisizlikten kimi... duyuyorum yeni baştan hepsini şimdi söylenmiş gibi. Çok şey söylemeye devam etmeliyim de. İnancımı ölçmeliyim. Boyumu da... Bir de yolum yordamım olmalı. Di mi? Yolu yordamı, evi barkı, işi gücü, varı yoğu, alı akı, şunu bunu, cartı curtu, falanı filanı... olmayanın e ben ne diyeyim artık ona: hay senin gibi yolsuz yordamsızın, hay senin gibi evsiz barksızın, hay senin gibi işsiz güçsüzün, hay senin gibi varsız yoksuzun... ver elini öpeyim! Yürümeye davam ediyorum bir başka sokak kaldırımında. Akşam yağıyor üzerime

Acı Çekiyor Sağ Yanım,Solum Sende Kaldı Diye !

Acı Çekiyor Sağ Yanım,Solum Sende Kaldı Diye !

Seslerin arasına saldım bedenimi,kelimeler sarıp sarmalıyor,ruhum yolunda yitmiş..
Sayıklamaların yol ayrımındayım..Ses ver Ey Küskün Sevgili..!"

Yüzleşmekten korkmuyorum eşzamanlı itiraflardan senin kadar..
Sesim sana vardığında sessizliğinin tercümanı olur göz yaşlarım..
Tüm susuşlarım isyan duraklı, iyi dinle…


Siteme bulanmış kelimelerim; saçlarım rüzgara yoldaş,Yollar; varışlara…
Şaşkın bir çocuk yüzüyüm aynalarda..
Ters yansıtır aynalar; ben sağına dokunurum sen solum acıdı dersin..
Sancıların tutar mevsimsiz, sebepsiz..
Başkalarının kelimelerine vurgunsun şimdilerde..

Bir zaman kuş kanadıydım semada, yan yatsam suya değerdi..
Değdi, ıslandım..
Ağır çekiyor sağ yanım, solum sende kaldı diye..

Sen turnaları bilir misin Sevgili? Sevda habercisidir..
Eşsiz yaşayamaz turnalar; gidenin ardından intihar ederler..
Eşikteyim düştüm düşeceğim..
Biliyorum bu sefer tutmayacaksın..
Ve ben yine martılara sevdalanacağım..
Günler uzayacak ve ben yine "tıp" oynayacağım..

Oysaki an kadar önceydi...
Ellerin ellerimdeydi...
Şimdi...
Andan az sonraya adımım...
Bugünden yarına yatışım...
Geceden güne uyanışım...
Düşünmüyorum...
Düş(l)üyorum...

Düşlerim uzadıkça,gecesi şizofren günlere uzanıyorum..
Uykusuz gecelerimin çetelisini göz altlarımdaki halkalarda tutuyorum..
Gün susuyor..
Ben susuyorum..
Yutkunuyorum, yutkundukça adın batıyor boğazıma..
Gözlerin geliyor aklıma yosunlardan çalıntı…
Aklım karışıyor..

Bakmıyorsun içime Sevgili......

Uzanmıyorsun ….

Susuyorsun...


Sessizliğin “git” in çevirisidir bende..
Yanlış anlamalara meyil verişin sebepsiz değildir elbet..
Hep sen yanlış anladın dudaklarımın arasından çıkan her harfi..
Sıra bende ; yanlış anlıyorum seni…..

UZAK DUR BENDEN, YAŞA HAYATINI!" diyorsun..

"UZAK DUR BENDEN, YAŞA HAYATINI!" diyorsun..
BUNU KOLAY SANIYOR VE YANILIYORSUN..

İkilemler içindeyken sen oluyorsun; ol istiyorum olmuyorsun..
Biliyorum, en çok kendini koruyorsun.
Ve.. Sen.. Oyunun kurallarını çok iyi biliyorsun.

Oysa ben acemi, oysa ben yeni katılmışım, sadece öğrenmeye çalışıyorum.
Belli ki öğrenmemem gereken bir oyunun başlangıcında inatla savaşıyorum, kuralları öğrenebilmek için.. kim bilir? İstemiyorsun..

Ve.. Günler geçiyor sanada aldırmadan.. Zaman..
Saatler kovalıyor, dakikalar koşuyor ve saniyeler sayılamıyor.
FARKET!.. Bize aldırmadan!
SUS!!! SÖYLEME!!!!
Kanatacaksa sözlerin ve kolay sanacaksan yaşadıkları mı, GİT!.. BIRAK!!..
Öğretme oyunun kurallarını..

GİT.. BIRAK.. Kalayım bir acemi aşık olarak..

Sevgimi bir kağıda yazıp bırakıyorum kalemimin ucundan.

Sevgimi bir kağıda yazıp bırakıyorum kalemimin ucundan. Sen gibi yaralayıcı mı olacak bundan sonra bütün duygular? Hayat yolculuğum sen de mi noktasını bulacak?
İçimde kalabalıkların rahatca sığabileceği bir boşluk? Kelimelerimin kalp atışlarını duyuyorum. Acı; mürekkebim oluyor artık. Kıyametler kopuyor bir adım arkamda, dönüp bakmaktan korkuyorum. Beyaz umutlarımın siyah yalnızlıklarımdan kurtulmasını bekliyorum. İçimde ayaklanan tüm hislerimi bir zarfın içine koyup sıkıca kapatıyorum kapağını. Engelliyorum benden bir parça olduğu halde gitmek isteyenleri.
Anlatamıyorum? Susmayı marifet bilmiş yanlarımı destekliyorum.
Yüregimi sana verdim, biliyorum. Öyleyse bende olamayan bir şeyin acısını nasıl başucumda hissediyorum?Bir anımı daha boğuyorum denizde. Uzaklaşıyorum bu şehirden. Yaşanmış zamanlarımı da götürüyorum. Gölgemden sıyrılıyor gerçeğim. Atamadığım bütün duygularımı yamayıp tekrar giyiyorum. Yitirdiğim yerden devam ediyorum yaşamaya. İşte kimsesizliğimin basladığı nokta?
Sessizce gözyaşlarımı veriyorum sana. Giderken onlarıda alsana yanına. Bakıldığında ardındaki sen görünüyorsun. Kendimi sarp daglarda buluyorum bir an. Gezdiğim diyarları yoklugunun ölüm uykusunda görüyorum. Yalnızığımı dev kayalardan denizlere fırlatıyorum. Ne kadar güzel sözcük varsa koyuyorum yüreğimin sandığına. Sana dair güzellikleri dillendirmek için onlar da.
Taşımakta zorlanıyor bedenim ruhumu. Kurşunsu seslerle geçiyor her gece yüreğimden sensizlik? "Unuttum" dediğim yalanlarım içimden çekildiği zaman; yaralı bir güvercin daha uçuracağım sana. Yüreğimin ayağı takılıyor yokuşlarında. Bende ne kaldi ki senden bir benden başka...

Artık bir şeylerin sonu gelecek

Gerçeklerin kıyısında süzülen bir avuç gözyaşı. Hayatımı anlatan kelimeler bütünü işte bu. Her hayal gerçeğe dönüşmeden sadece hayal olarak kalıyor hayatımda. Kurmak istemediğim hayallerimde oldu benim. ama bazen dayanılmaz bir şekilde hayatımı kaplayan kapkaranlık bir keder kurdurdu bana bu hayalleri.

Saramayacağım hiç bir bedeni istemedeim aslında hayatımda. Ama her defasında istemeden de olsa bazı şeyler duruma istinaden girdi hayatıma. Duruma istinaden diyorum ama tabii ki benimde bu duruma çeşitli katkılarım olmuştur bunları da inkar etmiyorum. Sevdim. Bazen deli gibi sevdim. Hiç bir şeyi gözüm görmeden sevdim. Hayatımı hiçe sayarak sevdim.


Ne elde ettim diye bile sormuyorum kendime. Elimde kalan sadece ilk cümlede bahsettiğim bir avuç gözyaşı. Hüzün bulutları sardığından beri benim hayatımı ne yana baksam bir acı var yüreğimde artık. Hiç bir zaman mutlu olamayacak hissine kapılmamın sebebi de bu. Bazen yaşamımda çok mutlu günlerimde oldu yalan değil. Ama geneli toplar ve güzellerden çıkarırsak hüzünler daha fazla misafir edildi bu yürekte. Her başlangıcı yeni bir umut sayan, her gönlünü kaptırdığı kızı hayatının en büyükaşkı sanan bu yürek bana eziyet olarak verilmiş bir ceza sanırım



Bazen yumruklar attım duvarlara. Kaderime isyan ederken biri çıktı karşımave duruldum onun gözlerinin buğusunda. Bütün içtenliğimle, bütün kalbimle sevdim onu. Her şeyimi uğruna verebileceğim düşüncesiyle hareket ederkebn yine aynı şeyleri yaşamaya başladım onun gözlerinde.

Beni sevmiyordu. Bunu fark ettiğim anda bütün dünyam başıma tekrar yıkıldı, defalarca olduğu gibi. Bir kez daha acıların en büyüğü içimi kaplamıştı. Bir kez daha sarmıştı hüzünler yüreğimi. Kaçıp kurtulmak istiyordum bu sevdadan. Yapamıyordum. Başaramıyordum.

Kafam çok karışık. Artık bir şeylerin sonu gelecek. Ya ben son bulacağım ya da bu acılar...

veda vakti geldi ama çoktan,bu deli aşka…

Artık veda vakti geldi ama çoktan,bu deli aşka…

Bu veda artık sana…Bu terk ediş artık seni bu satırlarda…
Ben bana düşen yazgısını yaşadım bu aşkın.Deli mutluluğun bedelini ödedim her saniyemde..
Bugün tam bir yılı ayrılığın..Bugün tam bir yılı sensiz geçen her anın..Ve bugün artık tam zamanıdır sensiz hayata başlamanın…

Kapatırken kapıyı arkamdan ,bilmemdendi bir daha girmeyeceğimi iki kişilik yalnızlığımıza o fesleğen kokulu duvarlarda;o yüzdendi pencerenin önündeki görülmeyen göz yaşarım ,ve o yüzdendi her köşeme sessiz yakarışlarım…Özleyin beni diye oturdum koltuğuma,sarıldım yastığıma..
O gün uyuyamamam senin yanında,bilmemdendi bir daha sana sarılıp uyuyamayacağımı;o yüzdendi seninle sensizliği yaşayışım,o yüzdendi baktıkça sana bakışım..O yüzdendi her gözünü açışta sahte uyur uyanıklığım,ağladı ağlayacak suratım …..
Ve gülmeyişim..Daha fazla gülemeyişim sende..
Sen uyanınca o kadar sessizdim ki hayata,o kadar sakin;bilmemdendi anlatmakla ne azalacak aşkım, ne de bitecek anlatacaklarım..Boşa,her şey boşa dolarken artık o sonda,seni dinleyişim gözlerim tamamen kapalı,İstanbul’da…
Biliyordum….
O gün seni son görüşümdü,o gün seni son öpüşüm..O gün bizim olan her şeye veda idi gelişim,senin olan her şeyi-sen hiç bilmeden-sana terk edişti koyu karanlıkta,fırtınada,incecik bir bluzla soğukta..…
Ve ben biliyordum..Titreyecektik çokça..
Sen artık benken,ben daha çok sen;sen olduğumu unutup anda,kendimi orada unutuşumu fark etmemişim o an,o kapıyı son kapatışımda…
Gülemiyordum tanem,o yüzden gülemiyordum yaptığın her şaklabanlıkta..
Ağlayamayışımı verdiğim söze bağlayışım,konuşmamamı seni daha çok dinleyebilme arzuma,canımın yanmayışımı yorgunluğuma,buz kesişimi ısıtacak elini tutmayışıma…
Yalanmış meğer..Sebebini aramak lazımmış benimle gelmeyen ruhumun kopamadığı evinde..Hapsedişmiş sebebi kendimi bizzat senin ruhunda..
Bir sene oldu bugün tam..Tam bir sene..Senin içinde sensiz hapis hayatımın bir senesi bu uzun süre…
Geceleri seni izleyerek geçirdim kalabalık yalnızlıkların bir başına sensizliğinde ..Gündüzleri seni bekleyerek çok sevdiğin koltuğunda,ruhunu evinde bırakıp her çıkışında....Ağladığında boşluğa ,yanağındaki o gamzeyi öpen bendim yine ,o elini koyduğun her defasında sıcaklığına…

Artık veda vakti geldi ama çoktan,bu deli aşka…

hazırım ağlamaya

hazırım ağlamaya

 

yıkar hatıraları

bozgun yağmurlar ertesi

azgın sular

 

firari artık bakışlar

ve hatta sessiz haykırışlar

bu kan davası değil

ne verilecek bir can

nede uğruna ölünecek aşk var

 

ağlamaya hazırım

aklıma ilk gelecek sen olduğuna göre

orucum ömür boyu konuşmaya

ne savaş ilan ettim

ne de barışa varım artık

 

menzilim belli değil

fırtınaya bıraktım kendimi

ya götürür bir vahaya

ya da bırakır kızgın çölde

 

ayrılmak ölmek değilmiş

hazırım ağlamaya

 

yıkar hatıraları

bozgun yağmurlar ertesi

azgın sular

 

firari artık bakışlar

ve hatta sessiz haykırışlar

bu kan davası değil

ne verilecek bir can

nede uğruna ölünecek aşk var

 

ağlamaya hazırım

aklıma ilk gelecek sen olduğuna göre

orucum ömür boyu konuşmaya

ne savaş ilan ettim

ne de barışa varım artık

 

menzilim belli değil

fırtınaya bıraktım kendimi

ya götürür bir vahaya

ya da bırakır kızgın çölde

 

ayrılmak ölmek değilmiş

sadece yaşamdan bıkmak

 

yağmurlar birikmiyor gözlerimde

yer yok çünkü

bendeki yaşlar yağmura inat

çoğaldı

çağladı

dedim ya

hazırım ağlamaya

 

ya sen

sen hazırımsın bu vebali sırtlamaya

sadece yaşamdan bıkmak

 

yağmurlar birikmiyor gözlerimde

yer yok çünkü

bendeki yaşlar yağmura inat

çoğaldı

çağladı

dedim ya

hazırım ağlamaya

 

ya sen

sen hazırımsın bu vebali sırtlamaya

GİTTİN İÇİMDE KALDI AYRILIK

GİTTİN İÇİMDE KALDI AYRILIK
Gittin
Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin
Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı
Dudaklarımızda sıradan sözcükler
Vedalaşmayı bile beceremedik
Son bir bakış kaldı arkanda
Kalabalığa karışan
Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü
Gittin.
İçimde
Yığınlarca kitap kaldı uçuşan
Sözcükler beynimin köşelerinden
Çıkıp korkuttular gecelerimi
Peşimden geldi gölgeler
Aynalara bakamaz oldum
Hiçbir oyun avutmadı beni
Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı
İçimde.
Kaldı
Yeni bir kent işkenceye hazır
Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle
Belleğimi silkeleyip anılardan
Tik tak çaldın uzun zaman
Alışamadım yarımlığa
Düşlerimde intihar tutkuları
Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk
Kaldı.
Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı
Ayrılık.
4月1日

ben işte ben

Kısaca Ben!!!
kıymet bilmem...
dengesizim...
cok sewerım...
aramayanı arar..
gıdene gitme derim..
cok müzik dinlerim...
bunalım takılırım arada...
telefon başında saatlerce beklerim...
kırk saat telle konussam sıkılmam...
patavatsızım...
tatlıyım...
zekıyım...
tembelim...
yemek yemeyi cok sewerim...
yemek yapmayıda sewerim...
becerikliyim...
alınganım...
accaip kaprisliyim... 
sulu gözlüyüm...
kafam bi çıtır olunca hiç susmam ...
şarkı solemeyi çok sewerim...
sesim accaip kötüdür...
bu kdr....
ha bi de çekemeyenler çatlasın
BENLE MUHATTAP OLUCAK OLAN HRKS BUNLARI BİLSN ÖLE GELSN
konuşcağm insanları bn seçerm istediimle muhattap olur istemediimle olmam..
kndme güvenirm bunu sorgulayanı sorgularm..
küçük şylere takaram olaycıym..
benle oyun oynanmaz mızıkçıym..
geçmişe takılmam mazi der geçerm..
herzmn ilk ve son sözü bn sölerm.. hayat zordur bilirm ama bende kolay biri deilm..
bnm için mantık herşeyden önemlidir gerisi hoştur ama boştur..